Hadım Edilmesi Gereken Erkekler,Başka Ceza Olmaz!
 
Uçkuruna ve aklına söz geçirememiş.
Bu geçirememe durumunda, yaş fark etmeden pis arzusunu, çaresiz bir beden üzerinde göstermekten çekinmeyen.
Üstüne üstlük yandaş toplayıp, yaptıklarını böbürlene böbürlene anlatan, imkan bulduklarında toplu eylemde bulunan.
Mağdura santaj yaparak, hala adi eylemine devam eden…..

Böyle ne kadar, insanlıktan nasibini almamış, suret-i insan görünümlü atık varsa; hadım yasasının çıkması ve gerekli uygulamanın yapılmasını istiyorum.

Gün geçmiyor ki akıllara durgunluk veren, olay yaşanmasın. Yazıyoruz yazıyoruz; konu ısrarla bitmek bilmiyor. Haberleri okusak bir türlü, okumasak bir ikilemi içinde; “Aman canımı sıkıyor, artık okumayacağım dedikçe; meydan sanki birilerine daha fazla kalıyor ve cesaret üstüne cesaret gösteriyorlar.

Haberi biliyorsunuz. Tekrar tekrar telaffuz etmeyeceğim artık. Dillendirdikçe, kızgınlıkla acizlik arasındaki o tarifi güç anlamsızlık içinde duruyorum.
Sövmeler yetmiyor artık.
Kime ne katkısı var ki?

Şu an dünyanın bir köşesinde küçük bir kız çocuğunun tecavüze uğruyor olması ya da bir erkek çocuğunun şiddet görüyor olması gerçeğini hiçbir şey değiştirmeyecek.

Ben burada tüm imkanlarımla, sıcacık evimdeki güvenli (Şu an için tabii, ne olacağını kim bilebilir?)odamda, ruhu ve bedeni paramparça olmuş bir çocuğa ne yapabilirim ki? Sadece o çocuğun ne hissettiğini, canının nasıl yandığını, içinin nasıl acıdığını, ruhunun nasıl kırıldığını, bedenin nasıl titrediğini bilmek ve o anda neler olduğunu gözlerimde canlandırmak bile, insan olmaktan nefret duymama sebep oluyor.

İnsanlığımdan, insan görünümümden nefret ediyorum böyle durumlarda.
Eğer dünyanın bir köşesindeki savunmasız bir çocuğun başına gelenleri engelleyemiyorsak,
İşkenceler içinde o masum bedenleri, küçücük elleri, ürkek gözleri koruyamıyorsak.
Bizde insan değiliz.

Tamamen cani ruhlu insanların cezalandırılması aklımdaki.
Ve en ağır ceza verilmesi.
İşi yaptığı aleti, yok etmek.
Hem de, en ıstırap verici bir şekilde.
Zevk alırken kendisi, acıdan kıvranan ve ruhunun üzerine asit döküp yaktığı küçük bedenlerin titremesini hissetmesi.
Yüreğinin üzerinde, uygun pozisyonunu arayan bir bıçak gibi!

Sadece yetkili makamların sahipleri ve o koltuklarda oturma hakkını bulan insanları düşünmeye davet ediyorum.

Şunu düşünsünler: Kendi canı kadar sevdiği bir çocuğu. Öpmeye kıyamadığı. Ufacık bir yeri kesilse, telaş içinde koşturduğu, hayatının her anında varlığını hissedip görmeden duramadığı kendi evladını düşünsünler. Acı haberi aldığı anda ve çocuğunu o durumda bulduğu anda ne hisseder?( Tabii şanslıysa sağ bulur!)

Ne yapmak ister? Ne yapılmasını ister?
Bu gidiş tehlikeli bir gidiştir. Aklı başında idarecilerin, hemen acil önlemler alıp olaylara dur demesi ve bozuk ruh durumuna sahip insanlar için, rehabilite edici tedbirler alması lazım.

Eğer insanlar kendi cezalarını vermeye başlarlarsa, durum içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Bu durumun; mazereti, sağduyusu, aklı selimi, adalete inanılması, yargıya güvenilmesi, devlete bırakılması… olmaz, olamaz.
Aynı durumda olursam- ki hiçbir çocuk ve aileye olmasın- yapanı hadımla bırakmayacağımı biliyorum.
Gerçekler tokat gibi yüzümüze çapar, geç kalmayalım.

                                                                                                                 GÜLÜŞLERİNİZ GÖZLERİNİZE IŞIK OLSUN

Beytullah BAŞTÜRK

   
                                                Beytullah BAŞTÜRK Her Hakkı Saklıdır   2002 © 2008